Bazı kuş fotoğrafçıları yeni veya nadir bir türün görüldüğü haberini aldıklarında tüm programlarını o tür ülkeyi terketmeden bulunduğu yer...

Mahalle Baskısı

Bazı kuş fotoğrafçıları yeni veya nadir bir türün görüldüğü haberini aldıklarında tüm programlarını o tür ülkeyi terketmeden bulunduğu yere gidip fotoğraflamak üzere düzenlerler. Programları çok sıkışık bile olsa sabah uçağı ile gidip öğlen uçağı ile dönmeyi göze alacak kadar kararlıdırlar. Aynı gün içinde birkaç şehir ziyaret ettikleri bile olur.

Pek rağbet etmediğim bir şeydir "tür peşinde koşmak" ama koşanları da takdirle izlerim. Tür yerine, hayal ettiğim pozları alabileceğim herhangi bir kuşun peşinden gitmeyi, fotoğraflarıma yansıtmak istediğim havayı bulabileceğim yerlerde bulunmayı yeğlerim.

2014 Aralık ayında Rize'de doğa ve kuş fotoğrafçısı Murat Saltık tarafından görülen ve fotoğraflanan bir martı gazete manşetlerine kadar çıkmıştı. Çok değerli bir kayıt dı, kutup martısı. Ülkemizde 120 yıl sonra ilk defa görülmesinin katkısı ile epeyce meşhur oldu. Rize uçakları, yolları kuş fotoğrafçıları, gözlemcileri ile dolup taştı.

Meşhur olup gazetelere yansıması, kuşlara bağımlılığımı bilen çevremin de ilgisini çekmişti.

Akrabalar beni görünce “Rize'ye gittin mi?” ile söze giriyorlar, arkadaşlar aradığında muhabbete “Rize'de misin?” diye başlıyorlar.

Kasap, kafedeki garson, pastanedeki müdür, bakkal, banka müşteri ilişkileri sorumlusu... konu hep aynı: “Rize'ye bir kuş gelmiş, 120 yıl sonra hem de, nedir bu? siz gördünüz mü?"

Bizim duraktan taksici onlarca kuş fotoğrafçısının fotoğrafının olduğu haberin gazete kupürünü kesmiş, saklamış. Arabaya biner binmez elime tutuşturup soruyor: “Çok değerli bir kuşmuş, değil mi? Siz gidecek misiniz?”

Balkon ziyaretçimiz gümüş martının gözlerine bakamıyorum, bakışlarında ayıplama tarzında bir serzeniş hissediyorum. Tür meraklısı fotoğrafçı arkadaşlardan da sürekli “hadi gidelim” baskısı var tabi. İtina ile direniyorum.

Baskı artıyor; kasap, garson, müdür, bakkal.... kutup martıları artık rüyalarıma kadar teşrif ediyorlar.

Don-gömlek kutuplardayız. Donmak üzereyiz. Diğerleri çatık kaşlarla bana bakıyorlar. Ve hep birlikte bağırıyorlar: “Abi Rize'ye neden gitmedin?” “Görüyor musun başımıza gelenleri? 

Kutup martıları soğuğa alışık, bulundukları kayalıklardan sırıtarak bizi seyrediyorlar. Aralarında birkaçı zaman zaman fotoğrafımızı çekiyor. Ertesi gün don-gömlek manşetlerdeyiz...

Ve uyanıyorum!! bilgisayarıma koşup haftasonu Rize uçağına biletimi alıyorum.

Benden 100 kusür tür daha fazla fotoğraflamış adaşım Ömer Necipoğlu ile beraber uçuyoruz Rize'ye. Bir korgeneralin yanındaki onbaşı gibiyim. Gece yarısı Trabzon Havalimanına indiğimizde Veysel Kahraman kardeşimiz bizi karşılıyor. Artık yanımızda bir de tümgeneral var.

Güzel bir otelde odalarımıza yerleşiyoruz. Necipoğlu bir hafta önce de gelmiş Rize'ye ancak o gün kutup martısı ortalıkta görünmemiş ve fotoğraflayamadan geri dönmüş. Eminim hafta boyunca benimkine benzer rüyalar görmüştür. Bu gece de aynı rüyada kutuplarda buluşabiliriz.

Sabah, Veysel bizi otelden alıyor ve doğruca Rize'ye, kutup martısının olduğu alana gidiyoruz. 15-20 kuşçu var alanda. Gelmeye de devam ediyorlar.

İki saat kadar beklemenin ardından aniden ortaya çıkıyor ve 'şuraya inecek' dedikleri yere iniveriyor. İlk karelerimizi alıyoruz, herkes rahat.


Fakat, o da ne? Necipoğlu ortalıkta yok. İnanamıyorum, biraz önce başka yerlere bakalım deyip gitmiş. Kasap, garson, müdür, bakkal stresinden kurtuluyorum ama şimdi de 'Necipoğlu çekemedi' sendromu başlıyor. Kutup martısı makul bir süre alanda poz verdikten sonra uçup gidiyor. 15 dakika sonra Necipoğlu dönüyor ve herkesten son yarım saat içinde neler olduğunun hikayesini dinliyor.

Bu akşam Necipoğlu'nun 'kutup martısı rüyasında' ben olmayacağım. Neyse ki yarın da buradayız.

Ertesi gün sabah erkenden yeniden alandayız. Kutup martısının indiği yerden uzak sıralanıyoruz. Necipoğlu ve onun gibi henüz kutup martısı ile görüşememişlere saygılarından, herkes neredeyse nefes almadan bekliyor.

Bu arada bir çift boz ördek iniyor alana. Işık harika. boz ördekler cömert. "Hayal ettiğim pozları alabileceğim herhangi bir kuşun peşinden gitmeyi, fotoğraflarıma yansıtmak istediğim havayı bulabileceğim yerlerde bulunmayı yeğlerim" demiştim ya; işte öyle bir ortam söz konusu. Ancak onları fotoğraflamak için alana girip kutup martısının gelmesine mani olacak bir durum yaratmamak için öylece seyrediyoruz boz ördekleri.

O kadar güzel pozlar vermeye başlıyorlar ki, Necipoğlu bile dayanamıyor ve 'gidin çekin' onayını veriyor. Atıyoruz kendimizi ıslak zemine, sürünerek yaklaşıyoruz boz ördeklere.


Veysel sağolsun, öğlene doğru kutup martısının gelişini uzaklardan tespit ediyor. Kutup martısı alana iner gibi yapıp tekrar kayboluyor. Neyse ki bu kısa sürede Necipoğlu da fotoğraflamayı başarıyor.

Muhabbetin, dostluğun keyfine doyum olmayacağını bilmeme rağmen yıllardır ziyaret edemediğim Trabzon ve Rize'deki doğa dostları ile buluşmama, tanışmama vesile olan kutup martısına ve Murat Saltık'a, havalanına inişimizden son ana kadar bizi sahiplenen, tam özlem giderecek kalitede seçimi ile Karadeniz balığı özlemimizi gidermemize, mıhlamada mıhlanmamıza vesile olan Veysel'e ve candan samimi desteklerini esirgemeyen tüm Karadenizli dostlara veda ederek dönüş yoluna koyuluyoruz.

Dönüyorum mahalleme..  Kasap, kafedeki garson, pastanedeki müdür, bakkal, banka müşteri ilişkileri sorumlusu, taksici, balkon ziyaretçimiz gümüş martı... herkes rahatlıyor.

Fotoğraf bilgileri : Kutup martısı//Glaucous Gull/Larus hyperboreus | Boz ördek/Gadwall/Anas strepera | Sakarmeke/Eurasian Coot/Fulica atra | © Ömer L. Furtun | Rize, 2014 | Canon 1 Dx, EF 600mm f/4.0L IS II USM | Arazi arkadaşları: Veysel Kahraman, Kemal Kahraman, Murat Genç, Murat Saltık, Murat Topal, İdris Ölmez, Mustafa Akca, Mehmet Ali Ak, Ömer Necipoğlu, Mustafa Sözen, Akgün Özen, Metehan Özen, Bora Ünver, Ahmet Yılmaz

Trakus e-dergi kutup martısı özel sayısı. (sağ üst köşedeki butona tıklayarak büyültebilirsiniz.)

6 yorum:

  1. Harika olmuş Ömer Abi bir nefeste okudum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Turgut beğenmene sevindim. Didim'e selam ve sevgilerimle.

      Sil
  2. Valla ikisinden de çok iyi kareler ile dönmüşsün abi. Kıskanarak izledim. Eline sağlık sevgilerimle. blogun da güzel miş hani.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hapşırmadan izleseydin :) Çok geçmiş olsun kardeş. Güzel sözlerin değer kattı. Sevgilerimle. Blogtaki minik gariban kuş ve ayak izleri hariç herşey bana aittir :))

      Sil
  3. Fotoğrafları kıskandım :) Çok güzel yazı. Ben de epeydir yazı yazıyordum bu güzel yazılarla gaza geliyorum... Devam abi... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ali teşekkür ederim. Varlığınız beni de gaza getiriyor. Senin hızına yetişemem ama gayret ederim :)

      Sil

Instagram